Gönderen: nyildirim | Şubat 21, 2008

21. SEYF-İ FERĞÂNÎ

SEYF-İ FERGÂNÎ

İranlı mutasavvıf ve şair (ö. 705/1305 yılından sonra). Mevlânâ Seyfuddîn Ebu’l-Mahâmid, Muhammed el-Fergânî’nin doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Hayatı hakkında kaynaklarda ve kendi dizelerinde fazla bilgi yoktur. VII./XIII. yüzyıl ortalarında Arta Asya’da, Fergana bölgesinde dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Gençlik dönemlerinde vatanından ayrılıp Tebriz’e giderek bir süre orada kalmış, ardından Anadolu’ya gelerek Aksaray’a yerleşmiş, 705-749/1305-1349 yılları arasında bir tarihte Aksaray’da vefat etmiştir. Şiirlerinden, VI./XII. yüzyıl Horasan şairlerinden son derece etkilendiği anlaşılmaktadır. İranlı ünlü şair Sadî-yi Şîrâzî’ye çok yakın ilgi duyan Fergânî, bu şairin övgüsüne yer veren şiirler de yazmıştır.

Bu sûfî şair, Aksaray’a yerleşmiş olmasına rağmen aslen Fergana’lı oluşu nedeniyle “Seyf-i Fergânî” olarak ün kazanmış, şiirlerinde çoğu zaman “Seyf-i Fergânî” bazen de “Seyfî” mahlasını kullanmıştır. VII./ XIII. yüzyıl başlarında, büyük Moğol istilâsının yarat­tığı karışıklık içinde Anadolu’ya gelmiştir. VIII./XIV. yüzyıl başlarında Aksaray’da görüldüğü birtakım kayıtlar ve kendi şiirlerinden anlaşılmaktadır.

Fergânî, VII.-VIII/XIII.-XIV. yüzyılların önde gelen şairlerinden olmasına rağmen dünyadan yüz çevirerek inzivaya çekilmesi, despot hükümdarlara övgüler dizmekten kaçınması yüzünden Aksaray’ın küçük ve bilinmeyen bir hangâhında hayata veda etmiştir. Ölümünden sonra divanını istinsah eden, muhtemelen öğrencisi de olan Muhammed b. Ali Aksarâyî’nin hakkındaki övgü dolu ifadeleri, onun bilim ve edebiyat çevrelerince ne denli önemsendiğini ortaya koymak için yeterlidir. O dönemlerde ününün fazla yayılmaması, o çağlarda kaleme alınan tezkireler ve sûfî biyografilerinde adının yer almamasının gerekçesi; yaşadığı dönemin çok kargaşalı ve çalkantılı bir çağ oluşu, Aksaray’ın da yoksul ve geri kalmış merkezlerden biri olmasıdır.

Ünlü kasidelerinin birinde doğumu ve hayatıyla ilgili verdiği birtakım bilgilerden onun, VII./XIII. yüzyılın ortalarında dünyaya gelmiş olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Öte yandan Sadî-yi Şîrâzî’ye yakın ilgi duyması ve onunla yazışmalarda bulunmasından da 691/1291 yılında vefat eden Sadî’nin ölümünden önceki yıllarda güçlü bir şair olduğu ortaya çıkmaktadır. Seyf-i Fergânî’nin divanını da yayınlayan Zebîhullâh-i Safâ, dizelerindeki birtakım tarihî gelişmelere yer veren ifadeler ve bazı kaynaklardaki bilgilere dayanarak şairin nisbeten uzun bir ömür yaşadığını, bir dizesinde altmış yaşında olduğundan söz ettiğini, benzeri birtakım işaretlerden hareketle 705-749/1305-1349 yılları arasında bir tarihte ölmüş olduğunu ifade etmektedir.

Seyf-i Fergânî, yaşadığı devre ile alâkalı bazı şiirlerinde; Anadolu’da Moğol istilâsından sonra halkın karşılaştığı felaketleri ve sıkıntıları konu alır, zalim valileri, emirleri, maliye memurlarını şiddetle eleştirir. Fergânî’nin gazel türündeki şiirleri, büyük sûfî şairlerin gazelleri gibi aşk konuludur. Divân’ının edebî bakım­dan en güzel kısımlarını oluşturan bu şiirlerde şair en çok teşbih sanatını kullanır. Şekil bakımından, kasi­delerinde olduğu gibi, redife çok yer vermesi bazı beyitlerin gücünü ve canlılığını azaltmaktadır. Bununla beraber üslûbu her zaman son derecede akıcıdır. Bazı şiirleri gerek kelime, gerek ifade tarzı bakımından büyük şair Hâfız-i Şîrâzî’yi (ö. 792/1390) hatırlatır.

Seyf’in divan’ında ünlü şair Rûdekî’nin (ö. 329/940), Mûliyân ırmağının kokusu geliyor, sevgili yarin kokusu geliyordiye  başlayan   şiiri  için   söylenmiş  iki   nazire   vardır.  Divân’ında iktibas sayılabilecek şiirler yoktur. Tasavvufî ve genel olarak ahlak konulu şiirleri oldukça çoktur.

Seyf, hayatı boyunca hiçbir hükümdar, emir ya da iktidar sahibini dizelerinde övmediği gibi çağdaşlarını ve kendisinden sonra gelecek şairleri de kesinlikle kimseleri övmemeğe çağırmaktadır. Şiirlerinden onun hiç kimsenin egemenliği altına girmemiş özgür bir sûfî olduğu, tasavvufun bütün aşamalarını kat ederek mürşid makamına erişmiş bir kişilik olduğu anlaşılmaktadır. Ancak seyr u sulûk dönemini kimlerin hizmetinde geçirdiği bilinmemektedir.

Şiirlerinin çoğunu gazel türünde yazmış olan Seyf-i Fergânî’nin kasideleri daha çok Allah ve peygamber’in övgülerine, öğüt, nasihat, tasavvufî gerçekler ve sosyal eleştirilere yer verir. Kasidelerinin bir kısmını da, Rûdekî-yi Semerkandî (ö. 329/940), Am’ak-i Buhârâyî (ö. 543/1148), Enverî (ö. 583/1187), Hâkânî-yi Şîrvânî (ö. 595/1199), Ferîduddîn-i Attâr (ö. 618/1221) Kemâluddîn-i İsmâîl (ö. 635/1237) ve Sa’dî-yi Şîrâzî (ö. 691/1291) gibi ünlü söz ustalarının bazı kasidelerine cevap olarak söylemiştir. Şairin gazellerinden bir kısmı Sadî-yi Şîrâzî ve Humâm-i Tebrîzî, bir kısmı da diğer şairlerin gazellerine cevap olarak kaleme alınmıştır. Burada dikkat çeken bir konu da; Seyf-i Fergânî’nin, Aksaray’a yakın olan Konya’da bulunması ve hayatının bir döneminin aynı çağa rastlamasına rağmen divanında Mevlanâ Celâluddîn’e ne bir cevap ve ne de bir işarette bulunmamasıdır.

Seyf-i Fergânî, tam anlamıyla Sadî-yi Şîrâzî’nin dizelerindeki sözlerin büyüsüne kapılmış bir hayranıydı. Aksaray-Şiraz arasında kurdukları iletişim ağıyla Sadî-yi Şîrâzî ile yazışırlardı. Öte yandan Senâî-yi Ğaznevî (ö. 525/1130) tarzında kasideler de yazmıştır.

Fergânî’nin günümüze gelmiş tek eseri kendisinin düzenlemiş olduğu divanıdır. Kasideleri diğer özelliklerinin yanı sıra onun şiirde ne kadar usta olduğunu da göstermektedir. Kerbela şehitleri için mersiye söylemiş ilk şairler arasında da yer alan şairin genelde akıcı ve sade olan şiirleri ya Allah’ı ve Peygamber’i övgü ya da vaaz, öğüt, şairin yaşadığı çağın olumsuzluklarını, toplumun üst ve alt tabakaları arasındaki refah düzeyi konusundaki uçurumları eleştirel bir yaklaşımla dillendirir. Divanında 11.000 (573 gazel, 160 kaside, 4 kıta ve 23 rübai) den fazla beyit yer alır.

 

 

BİBLİYOGRAFYA

Ateş, Ahmed, “Anadolu’nun Unutulmuş Büyük Bir Şairi”, Belleten, Ankara 1959, XXIII, sayı: 91, s. 418- 426.

Berzger, Huseyn, Dânişnâme-yi Edeb-i Fârsî (ed. Hasan-i Enûşe), Tahran 1375 hş., I, 511, 512.

Miftâh İlhâme-Velî, Vehhâb, Nigâhî Be Revend-i Nüfûz ve Gosteriş-i Zebân ve Edeb-i Fârsî Der Turkiyye, s. 137-139.

Nefîsî, Sa’îd, Târîh-i Nazm u Nesr Der Îrân ve Der Zebân-i Fârsî, Tahran 1344 hş.,s. II, 747.

Safâ, Zebîhullâh, Târîh-i Edebiyyât Der Îrân, Tahran 1371 hş., III/1, 624-632.

Sayyâre, Mahînfar, “Fergânî”, Encyclopaedia İranica, IX, 256.

Seyf-i Ferğânî, Dîvân-i Seyfuddîn Muhammed-i Ferğânî (nşr. Zebîhullâh-i Safâ), Tahran 1364 hş., Giriş, s. 8-31.

Şemîsâ, Sîrûs, Rubâ’î ve Rubâ’îserâyân, Tahran 1375 hş. s. 139 . 

Zerrînkûb, Abdulhuseyn, Ez Gozeşte-yi Edebî-yi Îrân, s. 360.

 

 

 

 

® TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: